Haberler
BM İnsan Hakları Komitesi’ne örgütlenme özgürlüğü hakkında ortak görüş sunduk
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’nin Medeni ve Politik Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 22. maddesine ilişkin hazırlayacağı 38 No’lu Genel Yorum taslağına Türkiye’den 11 insan hakları örgütüyle birlikte ortak bir görüş sunduk.
Ortak metni Eşit Haklar için İzleme Derneği, Genç LGBTİ+ Derneği, Hafıza Merkezi, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Okulu, Kadının İnsan Hakları Derneği, Kaos GL Derneği, Kapasite Geliştirme Derneği (KAGED/İHOP), Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı ile birlikte hazırladık.
Ortak görüşte, örgütlenme özgürlüğünün yalnızca dernek kurma ve üye olma hakkıyla sınırlı olmadığını; bireylerin bir örgüte katılmaya zorlanmama, örgütlerin hukuka aykırı müdahalelerden bağımsız faaliyet yürütme ve kaynaklara erişme haklarını kapsadığını vurguladık. Genel Yorum’un, izin alma veya tüzel kişilik şartına bağlanmaksızın, geçici, gayriresmi ve çevrimiçi yapılar dahil olmak üzere tüm örgütlenme biçimlerini kapsayacak geniş bir tanımı benimsemesi gerektiği de ifade ettik.
Ortak görüşte, küresel ölçekte otoriterleşmenin artması ve sivil alanın daralmasıyla birlikte örgütlenme özgürlüğünün taşıdığı hayati öneme dikkat çektik. Yine örgütlenme özgürlüğünün; ifade özgürlüğü, barışçıl toplanma özgürlüğü, bilgiye erişim hakkı ve kamu işlerine katılım hakkı ile ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu da belirtilerek bu hakların birlikte korunmasının demokratik ve kapsayıcı toplumlar için zorunlu olduğu vurguladık.
Taslak metnin devletlerin yükümlülüklerine ilişkin bölümüne ilişkin olarak, sivil toplum örgütlerinin özerkliğinin tanınması, ayrımcılıktan uzak ve güvenli bir sivil alanın sağlanması, örgütlere yönelik yıldırma, damgalama ve kriminalizasyonun önlenmesine dair görüşlerimizi aktardık. Özellikle insan hakları savunucularının ulusal ve uluslararası mekanizmalarla kurdukları ilişkilerin soruşturma veya cezalandırma gerekçesi yapılamayacağı hatırlattık.
Ortak görüşte ayrıca, örgütlenme özgürlüğüne getirilen kısıtlamaların istisnai olması, dar yorumlanması ve ancak meşru, orantılı ve demokratik toplumda gerekli olması halinde uygulanabileceği de söyledik. “Ulusal güvenlik”, “kamu düzeni” ve “genel ahlak” gibi gerekçelerin keyfi biçimde kullanılmasının ciddi ihlal riskleri doğurduğuna dikkat çektik ve özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği ve LGBTİ+ hakları alanında çalışan örgütlere yönelik müdahalelere karşı açık güvenceler talep ettik.
Görüş metninde devlet dışı aktörlerin – özel sektör, dijital platformlar, fon kuruluşları ve medya dahil – örgütlenme özgürlüğüne yönelik müdahalelerine de yer verdik. SLAPP davaları, dijital gözetim, dezenformasyon ve karalama kampanyalarının sivil toplumu susturma aracı haline geldiğini belirtilerek, devletlerin bu tür ihlallere karşı etkili koruma mekanizmaları oluşturması çağrısında bulunduk.
Sunduğumuz görüş metninin Türkçesine ekten ulaşabilirsiniz.
